Şimdi Uzaklardayım

Bir Dünya Turu Serüveni (idi)

Konuk yazar Kemal'den Rio de Janeiro
Caglayan tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Eylül 2009 19:34
Kemal Copacaban PlajindaMerhabalar herkese. Ben Kemal, hani alttaki resimde Isa'nin koltukaltina denk gelen. Genelde boyle olur zaten, biraz bahtsizimdir. "Cole dussem utu bulurum, voltron olsam dotu olurum" hayat felsefem olunca, gulloglu baklavasi aseren Caglayan Beyin siparisini teslim etmek uzere kalkistigim 16 saatlik ucusta da birkac bombalama ve ucak kacirma tesebbusu bekliyordum. Olmadi mamafih hersey yolundaydi. Aktarma yapacagim Madrid'e giden ucagimi beklerken yanima oturacak ve ileride hayirlisiyla hayatimi paylasacak ispanyol marallar arasinda secimlerden secim yapmisken, ucakta yanima koyun tuccari oldugu her halinden belli Husmen Aga'nin ispanyolcasi bir adamin oturmasini saymiyorum. Hatta Madrid Rio arasi asil ucusta yan koltugum bostu da cok afedersiniz yayila yayila geldim. Bana yanik olan ispanyol hostesin sarabi da sinirsiz getirisinin hafifligiyle ucak indikten 5 dakika kadar sonra indim ben. Gumruk kontrolunde ingiliz murebbiye kilikli memure ortaligi kirana cekmis, herkesi hunharca bagaj kontrolune yonlendiriken bana "hadi gec sen gozum gormesin" anlamina geldigine emin oldugum Portekizce birseyler soyledi. Sag salim ayak bastim boylece Rio'ya.
 
Hafiften topragi optukten sonra hostelin tarifine gore Brezilya'nin Havas servisi olan Real buslari aradim. Havasindan suyundan heralde, ustume atlayan taksicileri kivrak hareketlerle Ronaldinhoymusumcasina calimlayip buldum Real'i. Yalniz aciklamadaki "soforler ingilizce biliyor" iddiasini yalanlarcasina karsimda brezilya kirsalindan az once koparilmis gibi duran bir sofor vardi. Hani oradan sokup 65 model desotonun sofor mahalline oturt, kimse yadirgamaz. Ben de malumu sinamaya gerek yok diyip en ispanyol aksanimla "a"lari uzata uzata "copacabana palas hotel" diye soru isareti dolu gozlerle sordum. Cevap olarak amca bana brezilya milli marsini okudu. Ya da bana oyle geldi, boyle bidir bidir bidir nefes almaksizin bir seyler anlatiyor. Bu kadar yol tarifi olmaz heralde otelin tarihcesini anlatiyor bana dedim bir noktada. Bir de luis alberto gibi jestler mimikler el hareketleri. Saray adabiyla yetistirilmemis olsam hareketin kralini gosteririm sana diye dusunup tuttum kendimi deplasmanda olmam baglaminda. Neyse arkadas milli marsi bitirdi, ben de 1 dakikalik saygi durusundan sonra bicare "I don't understand" diyebildim. Adam tam Brezilya 10. yil marsina girmisti ki en onde oturan yasli teyze tatli tatli gulumseyip cagirdi beni. Starti alan ben valiz maliz daldim iceri. Teyzeye en icten bir obrigado deyip esek meftasi boyutlarinda valizimi bir kenara atip oturdum. Ben kendimce, Rio dedigin eczaneyi gecince isa heykeli, koseyi donunce copacabana, sol kolda da ipanema var iste nolcak diye tahayyul eder idim. Oyle degilmis komsular. Ankara cincin baglarini israrla hatirlatan bir muhitte git git varamadik bir turlu. Ben de bu arada kendime koylu gibi koydun iceri koca valizi diye kiziyorum ki o esnada otobuse mesudiye bandosu bindi. Boyle davullar gitarlar daldilar iceri, nezaketen tumbayi kucagimda tasirken bir yandan da rahatladim racon iceride tasimakmis diye. Ama Turk dolmusculari aratmayacak sekilde ucan bu konserve kutusunda mechul kaderime dogru savrulurken aklim copacabana palas otelde, kesin unuttu bu sofor diyorum. Neyse teyze adile nasit adile nasit gulumsedi yine "copacabana palas?" dedi. "Si" dedim "Si", ne muradin varsa versin diyerek. Oldum olasi teyzeler sever beni zaten. Artik manevi annem diye bildigim bu kadincagiz soforle pazarlik yapti tartisti kizdi derken bir yerde durdurdu otobusu ve bana "copacabana palas" dedi. Bakin buraya acikca yaziyorum dunya ahiret kolesi olurum ben bu teyzenin hatta kizi varsa talibim. O noktada da Caglayan kardesimle kavustuk zaten.

Hani benden "Ipanema sahilinde okyanusun rengi icimizde buyuttugumuz cocuga uzattigimiz bir umut dali degildir de nedir" gibi bir yazi beklemiyordunuz eminim ama bu detayda yazmaya devam edersem gezi yazisi degil otobiyografi olacak sanirim. Ben genel Rio izlenimlerine geceyim.

Oncelikle hic bekledigim gibi bir yer degil Rio. Hani ben daha Guney Amerika klisesi bir sehir beklerken gayet Avrupa gorunumlu bir yerle karsilastim. Hatta genel hava biraz Izmir'i bile animsatiyor. Ama gercekten cok sey vaad ediyor sehir. Bizdekinin aksine insanlar denizi ve eglenceyi hayatin parcasi haline getirmis. Her sokakta tekel bufesi gibi yerlerde mahalle halki biralarini icip rahat rahat oturuyorlar, kadinlar bikinileriyle erkekler slip mayolariyla (sebebini birazdan aciklayacagim) ortada dolasiyor. Baslarina da tas yagmiyor.

Once sahilden baslayalim, hani aile okuyor bu yazilari diye detay girmiyorum ama insanlar (ozellikle de malum bolgeler) gercekten guzel. Sebebi de cozdum derhal. Okyanusun dalgalariyla ugrasmak cok cok eglenceli olsa da epeyce zor. Bu durumda da vucut gelisiyor tabii. Dalgalar oyle guclu ki benim balon gibi sisen mayom firar girisimini basarmak uzereyken sol ayak bilegimin kivrak hareketiyle ancak yakalayabildim. Tabi bu arada yanik tenli brezilyalilarin arasinda ezine peyniri renginde kalan kaba etim butun copacabana sahiline dolunay gibi dogmus oldu. Meger bu yuzden slip mayo giyermis Brezilyalilar. Bu arada her turlu mekanda anahtar kaybetme konusunda rakip tanimayan ben Atlantik okyanusunda da anahtar kaybederek sahsi rekorumu kirdim. Neyse, sahil cok canli cok eglenceli, genc yasli herkes meshur kaldirimda kosuyor iciyor samba yapiyor.

Sehir ilginc bir sekilde birbirinden bagimsiz ve bambaska bolgelerden olusuyor. Favela'da sefalet kol gezerken Ipanema'da luks ve sefahat, Lapa'da kelimenin tam anlamiyla sinirsiz eglence, Santa Teresa'da bohem hayat var. Isa heykelinden ise hepsini muhtesem bir manzara olarak gorebiliyorsunuz. Bu arada Santa Teresa'ya cikarken tramvaydan sarkmanizi tavsiye ediyorum. Hem hayati sorguladim hem de emekli astsubay olduguna kesin gozuyle baktigim bir amcadan portekizce vaaz dinledim.

Dunyanin en cok turist ceken yerlerinden biri olsa da Rio bir turist sehri degil. Gorevlisinden garsonuna kimse Ingilizce bilmiyor; tabelalar, menuler, toplu tasim bilgileri sadece Portekizce. Ustunuze atlayan yapiskan saticilar yok, her kosede kaziklanma korkusu yok. Insanlar ellerinden geldigince yardim etmek icin cirpiniyor. Ama bir taraftan da zor, lokantaya oturdugunuzda tamamen portekizce olan menuden portakali soydum diye sayarak secim yapmak durumunda kaliyorsunuz. Bazen sonuc iyi olsa da bir seferinde buyuk umutlarla sectigim yemek, tabakta bir ekmek ve cok yanlis cagrisimli iki kocaman sosisle sonuclandi. Sanirim garson bana bir sey anlatmaya calisiyordu.

Corcovadoan FlamengoYemek demisken Guney Amerika mutfagindan gayet guzel secenekler var Rio'da, eger secebilirseniz. Orta dogu mutfagi da var bolca. Zaten ilk gun Caglayan beni Habib diye bir yere goturup adini bilmedigim bir seyler soyledi ve gelen lahmacunla icli kofteye cok sevindi. Benimki biraz lahmacun yemek icin 2 milyon km ucmus kisinin saskinligiydi ama olsun, memleket hasretine verdim. Rio'nun gastronomik zirvesi Bar Luiz'de Caglayan'in buyuk basariyla ingilizce menu edinmesi sayesinde yedigimiz muhtesem sarimsakli karides ve koyu biraydi.

Rio'da hayat Turkiye'ye gayet benziyor aslinda. Trafik deli gibi akiyor, sahilde dolmuscular kapisiyor. Hayat gercekten, hatta Turkiye'den de pahali. Siradan bir ogle yemegi 2 kisi icin 80-90 TL'yi bulabiliyor. Ulasimdan konaklamaya herseyde durum boyle. Ama insanlar mutlu. Bizimkiyle benzer ekonomik badireler atlatan bir ulkede insanlarin hayattan bu kadar zevk aliyor olmasi yasam standardinin tek degiskeninin gayri safi milli hasila olmadigini hatirlatiyor. Insanlar cok parasi olmasa da sahilde muzigi duyunca hemen sambaya basliyor. Bizim sorunumuz "cok gulduk birazdan aglayacagiz" zihniyetimizden, hazzi ertelemenin suyunu cikarmamizdan, kendimizi girmemize gerek olmayan kaliplara sokmaya calismamizdan ileri geliyor.

Neyse Rio gercek bir deneyim. Insanlar kendileri icin yasiyor, turistler onlari izlemeye geliyor. Ben bu satirlari yazma firsati buldugumda timsah ve piranalarla dolu Pantanal gezisi de bitmisti ama misafirligimi bilip o kismi Caglayan'a birakiyorum.

Obrigado!!
Yorumlar
Yeni Ekle Ara
mel ozsismesk  - super yaziyorsun   |2009-09-06 21:09:21
cok gulduk biraz daha gulelim felsefsiyle donmussu ndur umarim ki en azindan bak
iste seyahat insan b unu yapiyor diyelim
selamlar
hafiye   |2009-09-10 01:13:58
Bence bizim şoförler onlarınkinin yanında lord kal ıyorlar. Ben koltuğumdan düşt
üğümü biliyorum dolmu şun deli slalomlarından. Bir de taksi şoförü balga mlı tük
ürmüştü dışarı da tam arkasında benim oturd uğum koltuğun camına yapımıştı. Alla
htan camım kap alıydı. Aynı taksi şoförü bizi kazıkladıktan sonra da utanmadan
oğlunu Türkiye'deki bir spor kulubun e transferini aranje etmem için peşimden ta
pasapo rta kadar gelmişti.
Yorum yaz
Adýnýz:
E-posta:
 
Baţlýk:

!joomlacomment 4.0 Copyright (C) 2009 Compojoom.com . All rights reserved."

 
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack